İsmail ŞAHİN - Şükredenlerden Suheyb ve sabredenlerden Hifa

İsmail Şahin ile Misal-i 'Cemre'

  • Release Date: 11 Jan 2015
  • Viewer: 246.956
  • Like Video: 2,473
  • Dislike Video: 123
  • Video Length: 7.28

 Fast Download

Music Video

  Play Audio :

Description

Seslendiren: İsmail ŞAHİN
Facebook sayfamız: https://www.facebook.com/mi...

Medine'nin kadınları hem güleryüzlü, hem de güzeldirler.
Ancak Hifa Hatun başka güzeldir ve bambaşka gülümser.
Öylesine sıcakkanlı ve öylesine samimidir ki kadınlar onu canları gibi severler.
Oğlu, abisi, erkek kardeşi olanlar akraba olmaya kalkar,
Onu ciddi ciddi sıkıştırır, araya hatırlıları koyup, izdivaç teklif ederler.

Hifa Hatun'un methi hızla yayılır ve çoook uzaklara gider. Bırakın
hekimleri, tüccarları, vezirler, sultanlar sıraya girer. Ancak o Necaşi gibi
bir İmparatoru bile reddeder sadece ve sadece ALLAH'ın rızasını diler.

Ama taliplerin ardı arkası kesilmez. Kimi ayaklarına halılar serer...
Kimi cevahirler döker...
Yüz kızıl tüylü deveyi getirip kapısına bağlayanları mı sorarsınız,
yoksa saray anahtarlarını önüne atanları mı?

Hifa Hatun bütün bunlara dönüp bakmaz bile, Efendimizin huzuruna çıkıp
"EyALLAH'ın Resûlü bana cennete götürecek bir şeyler öğretirmisiniz."
Doğrusu o, Peygamber Efendimiz'in 'gündüzleri oruç tut' ya da
'geceleri namaz kıl' gibi bir tavsiyede bulunacağını sanır ama
Server-i Kâinat
"Önce evlenmen lâzım zira bununla dininin yarısını emniyete alırsın!"
Hifa hatun, büyük bir teslimiyetle boynunu büker ve
"siz kimi münasip görürseniz ben ona razıyım" der.

Mâlum, o sıradan bir hanım değildir ve onu nikahına alacak erkeğin de "özel"
olması gerekir. Lâkin Resûlullah ne kimseye ümid verir, ne de kimsenin ümidini kırar.
Her zamanki gibi basit ve pratik bir çare bulur "yarın sabah mescide ilk gelenle evlen" buyururlar. Bu teklifi herkesin hoşuna gider, talipler erken kalkmak için tedbirler
düşünür, kendilerince hazırlık yaparlar.

Bu haberi elbette Hazret-i Suheyb de duyar ama dikkate almaz. Zira o fakir
ve kimsesiz biridir. Evi yurdu yoktur ve karnını zor doyurur. Kah ağaç
altlarına uzanır, kâh mescid gölgelerine kıvrılır. Uzun boyuna rağmen o
kadar zayıftır ki, rüzgar sert esse ayaklarını yerden kaldırır.

Ama bakın şu işe ki o gece ALLAHü teâlâ bütün sahabelere derin bir uyku
verir, Hifa Hatun'un talipleri gözlerine çöken ağırlığa yenilirler.
Resulullah Efendimiz her zamanki gibi imsak sökerken mescide gelir ve büyük bir merakla talihli sahabeyi bekler.

Efendimiz güzel bir hutbe okur ve nikah akidlerini yaparlar. Sonra şanslı
sahabeye döner "Ey Süheyb" buyururlar, "şimdi hanımına bir hediye al ve tut
elinden evine götür."Suheyb RadıyALLAHu anh ellerini çaresizlikle iki yana
açar. "İyi ama" diye mırıldanır, "benim ne bir dirhem gümüşüm, ne de
sığınacak evim var."

Hifa Hatun kocasının boynunu büktürmez, ona içinde on bin dirhem gümüş olan
süslü bir heybe gönderir ve "filanca yerdeki köşkümü sana hediye ettim" der.
Alemlerin Efendisi çok hislenir onlara hayır dualar ederler.

Süheyb, o gün Medine sokaklarında dolanır durur, akşama doğru utana sıkıla
konağa sokulur. Kendisi için hazırlanan muhteşem sofradan ya bir, ya iki
hurma alır ve "Ya Hifa" der, "biliyorum sen benim için bulunmaz bir
nimetsin, ben ise senin için sadece mihnetim. Ben şükretsem gerek, sen
sabretsen gerek. İster misin şu geceyi taat ve ibadetle geçirelim zira
Efendimiz "Cennette yüksek bir çardak vardır.
Orada yalnız şükredenlerle sabredenler otururlar." buyurdular.

Ve öyle de yaparlar. Seccadelerini gözyaşları ile ıslatır, kalplerini zikr
ile aydınlatırlar. Cebrail Aleyhisselam olup biteni Resulullah Efendimize
anlatır ve onları ALLAHü teâlânın cenneti ve cemaliyle müjdeler.

Ertesi sabah, namazdan sonra Efendimiz Suheyb'i yanlarına oturtur "Ey
Süheyb" buyururlar "geceki halini sen mi anlatırsın ben mi anlatayım?"
Süheyb gözlerini kucağına indirir, zor duyulan bir sesle "ALLAHın Resulü en
iyisini bilir" cevabını verir.

Efendimiz onlara
"ne mutlu size İkiniz de cennetliksiniz" buyururlar, "... ve ALLAHü teâlâyı göreceksiniz!"
Süheyb derhal secdeye kapanır ve
"Ya Rabbi!" diye yalvarır, "o ki beni mağfiret ettin, günahlara bulaşmadan canımı al!"

ALLAHü teâlâ bu yanık duayı kabul eder, Suheyb, secdede kalakalır.
Mescide bulunanlar ağlamaklı olurlar. Resulullah Efendimiz şoyle buyurdular
"Size daha şaşılacak bir şey söyliyeyim mi?
Şu anda Hifa Hatun da ruhunu Hakka teslim etti" .

Namazlarını, yüzü suyu hürmetine yaratıldığımız o yüce Server kıldırır.
İkisini yanyana toprağa bırakırlar. Baş uçlarına küçük bir tahta çakar.
Birine "Şükredenlerden Suheyb" yazarlar,
öbürüne "Sabredenlerden Hifa!"

Yazan ve okuyan: ismail ŞAHİN Facebook sayfamız: https://www.facebook.com/pa...

keyboard_arrow_up